Kurtlar Vadisi'ne nasıl başladınız?
Saturday, 09.06.2008, 08:52am (GMT)
Bu iş, yani aktörlük benim ideallerim arasındaydı. Osman Sınav bir konu için prodüksiyon amirine Ardeşen'e gönderdi. Biz de onlara elimizden geldiği kadar yardım etmeye çalıştık. O zamanlar hastanede teknisyen olarak çalışıyordum. Prodüksiyon amiri bana oyunculuğu düşünüp düşünmediğim sordu. Ben de olabilir dedim. İstanbul'a döndüğü zaman Osman Sınav'a benden bahsetmiş. Telefonlaşmalar oldu, İstanbul'a geldim ve 6-7 bölüm bekledikten sonra 'Kurtlar Vadisi'nde oynamaya başladım.
Şöhret dedikleri rütbe bana göre değil
Hayatınız Ardeşen'de geçmiş İstanbul'a gelip oyuncu olmak sizin için riskli olmadı mı?
Benim için çok büyük riskti ama hayatımız zaten risklerle dolu. Buraya geldiğimde ümitliydim ama Abidin'in bu kadar sevileceğini ve beni yükselteceğini bilmiyordum. Şimdi gelişmeyi görüyorum, hayret ediyorum ve çok da alışamadım. Bu şöhret dedikleri rütbe bana göre değil. Bana büyük geliyor. İnsanların beni ulaşılmaz görmeleri beni çok sıkıntıya sokuyor. Ben Laila nerede bilmem. Reina'ya da geçen Pana Film'in yemeği yüzünden gittim. Ondan önce hiç gitmemiştim.
Gittiğiniz zaman rahatsız oldunuz mu?
Rahatsız olmadım ama gittiğimiz zaman, o her zamanki Reina değilmiş. Bize özel bir yemek olduğu için biz bize bir yemekti. Anlatılan Reina'yı görmedim. O gün de yadırgamamamın nedeni Pana Film'in gecesi gibi olması. Duyduğumuz şeylere bakarsak benim tercih edeceğim bir ortam değil. İnsanlar egolarını tatmin etmek için veya yaşanmamış şeyleri yaşamak için belli şeyler deniyorlar. Ben deneme yanılma yolunu seçecek karakterde değilim.
Sanat camiasındaki dostluklar çıkar üstüne mi kurulu?
Çıkarcı olmayan bir cevre var mı dünyada? Namazı bile çıkar için kılmıyor muyuz? Allah bizi daha iyi bir yere alsın diye. Çıkarcılık demeyelim ama bencil insanlar diyelim. Paylaşmak dünyanın en güzel duygusudur. Ben burada çok kötü günler geçirdim. Bunun tanığı buradaki insanlardır. Ardeşen'den İstanbul'a geldiğimde yedi bölüm oynayamadım. Mesela birinci bölüm bir buçuk ay sürdü. 5-6 ay bekledim ve o arada başka da bir işim yoktu. Kimseden para istemesini de bilmem. Burada yattım, burada kalktım diyebilirim.
Kendi isminiz ile oynuyorsunuz. Bu bilinçli bir şey mi?
Memati farklı bir isim ya, benim ismim de senaristlere farklı geldiği için öyle yazmışlar. Hatta ilk gittiğim zaman senaryoda Abidin diye okuduğum zaman herhalde isim bulamadılar da adımı yazdılar diye düşündüm. Benim için güzel bir tesadüf oldu. Bir de oyunculuğa yeni başladığım için kendi ismimle oynamak benim açımdan çok yararlı oldu. Bana hitap edildiğinde hiç sıkıntı çekmedim. Tıpkı kendimi oynuyor gibi bir doğallığı yakalama şanı elde ettim.
Çapkın kelimesi benim lafım
Senaryoda sizin eklediğiniz bir şey var mı?
Benim doğrudan senaryoya müdahale etmek gibi bir şansım yok ama senaristler ile aramızda sohbet ederken sarf ettiğim bazı sözleri kullandılar. Bana göre çok da iyi oldu. Mesela 'Benim çapım ne, çapsız çapsız konuşma, lüksümüz yoktur' gibi sözleri ben sık sık kullanıyordum. Ama bir de baktım bunlar sanaryoya da girmiş. Öyle mutlu oldum ki... Kendi çapımda bu büyük yapıma minicik bir renk katmak beni fazlasıyla sevindirdi. Senaristler arkadaşları da bu jestlerinden dolayı çok teşekkür ederim.
Kurtlar vadisi dizide şiddet sahnelerinin izleyenleri özendirdiği söyleniyor. Bu görüşe katılıyor musunuz?
Bunları duyduğum zaman çok üzülüyorum. Türkiye bugün AB yolunda mesafe katetmiş ender ülkelerden birisi. Sinema dediğimiz sektör bugüne kadar ne de şiddet sakladı içinde, Amerikan filmlerini izliyorsunuz. Bir banka nasıl soyulur, bir suikast nasıl yapılır, eğitim verir gibi film çekiyorlar. Bu filmleri de ciddi anlamda 'Kurtlar Vadisi'ni eleştirenler övüyorlar. Bunlar film, bir de oturun haberleri izleyin. Güneydoğu'da çekilen yüzlerce dizi var. Adamlar bayramlaşmaya bile giderken ellerinde keleşlerle gidiyorlar. Canı sıkılan adam öldürüyor. Kan davası hadisesi işleniyor. Bir sürü insan öldürülüyor. Şiddetin orada olduğunu göreceksiniz. 'Kurtlar Vadisi' dışarıdan görülmeyen bir yere ayna tutuyor. Olup biteni insanlar kafasından tahmin ediyorlar ama görmüyorlar. Dizi bunun görülmesini sağlıyor. Siz aynaya mı kızarsınız olan hadiseye mi kızarsınız? Sonuçta Türkiye'de olan şeyler bunlar.
'Seks manyağını oynamam'
Bu dizi bittiği zaman nasıl bir rolde kendinizi görmek istersiniz?
Oyuncu bana göre hamaldır. Semerine ne koyarsanız onu taşır. Ben oyuncu olabildiysem her rolü oynarım ama seçici olacağım şeyler de var. Onurumla ve inandığım şeylerle ilgili olmayan rollerle ilgilenmem. Şu anda Abidin, Allah'a inancı olan doğru dürüst işler yapan birisi. Senaristler bana şarap içtirip, kokain çektirebilirler. Bunu yaparım. Bunu da niye yaparım biliyor musunuz? Çizgisinden çıkanın ne hale düştüğünü anlatmak için yaparım. Baştan söyleyeyim bir seks manyağını oynamam. Bir tecavüzcüyü, ırz düşmanını oynamam. Ben oynamazsam onu başkası oynar ama ben oynarsam kendimi affetmem. Bunun adı oyun da olsa yapmam.
'Mafya, Türk insanına hiç uymayan bir terim'
Sokakta karşılaştığınız ilginç olaylar var mı?
Bana göre vatandaşımızın çoğu bilinçli. Bunları espri mahiyetinde söylüyorlar. Bana bir mekana girdiğimiz zaman 'Kalkın mafya geldi, toparlanın' diyorlar. Bunun yanında aşırı derecede ciddiye alanlarda var. Bir otoparkçı bana yaklaşırken çok ciddi davranıyor. Normalde 'Buraya çekme kardeş, şuraya çek' derken bana 'Ağabey biz yardımcı olalım ' diyorlar. Geçen gün birisi geldi 'Ağabey bir paramız var, battı. Bize bir yardımcı olsanız' diye tahsilat teklif edenler de var. Can güvenlikleri olmadığı gerekçesiyle yardım isteyenler var. Onları da gerekli yerlere gönderiyorum. Can güvenliği olmayanı emniyete gönderiyorum, alacağını tahsil edemeyeni de savcılığa gönderiyorum. Adalete güveniyorum. Bu ülkede ben devletten büyük güç olduğuna inanmıyorum. Hal böyle olduğu için mafya diye bir birim tanımıyorum. Mafya denen şeyi sevmiyorum zaten. Bana kabadayılık derseniz bunu anlarım ve saygı duyarım, çünkü kabadayı sevildiği için saygı görür. Kabadayı adil davranabilendir. Mafya ise profesyonel suç örgütüdür. Mafyaya hayatım boyunca hiç sıcak bakmadım. Ama bazı kabadayılar vardır ki imrenirsiniz. Kabadayı sevildiği için saygı görür, korkulduğu için değil. Bana göre camii imamı en büyük kabadayıdır, çünkü ciddi anlamda saygı görüyor. Vuran kıran gasp eden kabadayı olamaz. Dayı olmaz. Mafya, Türk insanına hiç uymayan bir terimdir.
'Araba önemli değil, sana bir şey olmasın'
İstanbul Milletvekili Hasan Aydın otoparkçıya silah çekmek zorunda kalmıştı. Sizin başınıza böyle bir olay geldi mi?
Ara sokakta bir yerde arabamı park edeceğim. Hep gittiğim bir yer ve parkçı olmadığın biliyorum. Bana 'Kardeş fiş keseceğim. Burayı biz otopark olarak kullanıyoruz. Ağabey arabanın başına bir şey gelmesin diye söylüyorum' dedi. Ben de insanım, sonuçta öfkelendim yüzünü okşayarak 'Ben otoparka park etmedim. Araba önemli değil, sana bir şey olmasın. Sen kendine dikkat et' dedim. Oradan koşa koşa biri geldi, otoparkçıyı çekti kenara, ben de duyuyorum; 'Oğlum bize sıktıracak mısın? Tanımıyor musun?' dedi. Böyle şeyler de yaşıyoruz.
Emin BABACAN emin.babacan@aksam.com.tr
|