
Tayfun,
İstanbul’un ünlü mafya babalarından biri olan Ateş bey’in uyuşturucu
mallarını dağıtan bir ayakçıdır. Özellikle sosyetik gençlerin arasına
karışıp onlara mal satar. Onların yaşadığı hayata hayrandır. Hep öyle
olmak ister. Bir gün bir kurnazlık yaparak Ateş bey’in mallarını kendi
hesabına indirir ve parayı getirmez.
Ateş bey, Tayfun’u sert bir şekilde tehdit eder. Eğer ki kendisinden
çaldığı malları bir hafta içinde getirmezse onu öldüreceğini söyler. 50
bin dolar da ceza keser
Ateş bey’in tehdidinden paniğe kapılan Tayfun, bu âlemin
duayenlerinden “Mahallenin Abisi” olarak bildiği Sabri’ye danışır.
Sabri bu âlemde her şeyi görmüş geçirmiş bir kişidir. Sabri, bu parayı
kazanmanın en hızlı ve güzel yolunun “İllegal Kumarhane” kurmak
olduğunu söyler. Fakat Sabri’nin bütün mekânları polis tarafından
bilinmektedir. Sabri, Tayfun’a eğer temiz bir mekân bulursa bu işi
yapıp bir hafta içinde bu parayı fazlasıyla çıkaracaklarını söyler.
Özgür,
sonradan görme zengin bir ailenin tek çocuğudur. Müteahhit babası
tarafından iyi okullarda kolejlerde okutulmuş, arkadaşlarının hepsi
sosyetik çevreden olan, yine sosyetik çevreden bir sevgiliye sahip, son
derece steril bir hayat yaşayan bir gençtir. Babasıyla, yeni aldığı
75.000 dolarlık müzik sisteminin kavgasını yapar. Babasının küfür
etmesi ses sistemi satıcısı Ercan’ın onuruna dokunur.
Özgür’e uyuşturucu taşıyan Tayfun’un aklına Özgür’ün villası gelir.
Polisin aklından bile geçirmeyeceği bir yerdir. Ancak bu iş için
Özgür’ün izin vermesi gerekmektedir. Sabri ile birlikte Özgür’ün
verdiği partiye katılırlar.
Paraya hiç ihtiyacı olmayan Özgür,heyecan olsun diye arada bir anne ve
babasının seyahate çıktığı zamanlarda villayı filmcilere kiraya
vermektedir.Bu sefer sırf babasına inat ve kendini kanıtlamak, birazda
heyecan olması amacıyla villanın kumarhane olmasına izin verir.
Kumarhane olarak yeniden dizayn edilen villada ilk gece sakin geçer. O
geceki hâsılat çok iyi olmuştur. Özgür kendi payına düşen paradan çok
memnundur. Sabri asıl hâsılatın ertesi gece olacağını söyler.
Özgür, ertesi gün ilk gecenin hasılatıyla hemen Burcu’ya lüks bir araba alır.
Ertesi gece İstanbul’un ünlü mafya babalarından Ekrem ve Ateş beyin
yeğeni Hüseyin mekâna gelir. Üst katta, Kuyumcu Emrullah, Galerici
Şahin ve Taksi işletmecisi Efendi ile birlikte barbut atacaklardır. Alt
katta ise normal kumar oyunu devam etmektedir. Gece iyi başlayıp sakin
bir şekilde devam ederken üst katta barbut oyunu sırasında Ekrem ve
Hüseyin arasında tartışma çıkar ve iki mafya adamı silahlarını çekip
ateşlerler. Hüseyin, Ekrem ve korumasını vurur. Herkes şoka girmiştir.
Özgür bayılır. Hüseyin kaçarken Tayfun’u tokatlayıp tehdit eder.
İki ceset üst katta yerde yatmaktadır. Sabri, Ekrem’in mafya babası
Sırrı’nın abisi olduğunu ve Sırrı’nın bu işi öğrendiği anda hiç kimseyi
yaşatmayacağını söyler. Polise gidilirse müthiş bir rezalet çıkacak ve
hem cinayete yataklıktan hem de illegal kumarhane’den dolayı ceza
alacaklardır. Ayrıca bu iş polise yansırsa Ateş ve Hüseyin zaten
hepsini vuracaktır.. İki arada bir derede kalırlar. En iyi çarenin
cesetleri götürüp bir yere bırakarak, sanki hiçbir şey olmamış gibi
yaşamlarına devam etmek olduğu konusunda anlaşırlar.
Cesetleri yok etmek için bir adam bulurlar ancak bu adam kendilerini aldatır ve dolandırır.
Mecburen iş başa düşmüştür. Cesetleri kendileri bir yerlere götürüp yok edeceklerdir.
Ağabeyinin kumar oynamaya gittiğinden haberi olmayan Sırrı, o gece
yapacakları bir iş toplantısına katılması için abisini arayıp durur
ancak ulaşamaz. Merak eder.
Bu sırada Hüseyin de Ateş beye ulaşmış ve durumu anlatmıştır..Ateş bey,
Hüseyin’e hemen villaya gitmesini ve görgü tanığı kaç kişi varsa
hepsini toplayıp getirmesini söyler.
Özgür, Tayfun, Sabri, Emrullah, Efendi, Şahin ve Ganyotçu’dan oluşan
yedi kişilik ekip maceralı bir yolculuktan sonra cesetleri Kilyos
taraflarında denize atarlar.
Sırrı’nın adamları da Özgür’ün evinin yerini tespit ederler ve neler olduğunu anlamak için villaya giderler.
Her iki grup Özgür’ün evinde karşılaşır ve aralarında çatışma olur.
Çatışmada Taarruz’un dışındaki herkes ölür. Taarruz kaçarak Sırrı’ya
olanları anlatır.
Evdeki çatışmadan haberi olmayan Özgür ve diğerleri, cesetlerden
kurtulmanın rahatlığı ile eve gelirler ve evdeki manzara ile
karşılaşırlar. Evde çatışma olmuş ve sekiz kişi birbirini vurmuş
yatmaktadır. Şoka girmiş vaziyette öylece dururken, ses sistemi
satıcısı Ercan ve sevgilisi Pelinsu gelir. Ercan, Özgür’ün babasının
kendisine yaptığı hakaretlerin ve alacağının derdindedir. Ercan ve
Pelinsu da manzarayı görünce şoka girerler. Pelinsu, yerde yatanlardan
Hüseyin’i tanır. Bu sırada eve Sırrı ve adamları gelir. Orada bulunan
herkesi toplayıp götürürler.
Sırrı ve adamları, büyük bir çamaşırhane’de onlara işkence yaparlar.
Sırrı, bu manzaraya dayanamayan Pelinsu’yu dışarı gönderir. Pelinsu
tuvalette Ateş beyin adamlarını arayarak Hüseyin’i Sırrı’nın
öldürdüğünü, başlarının belada olduğunu ve yerlerini bildirir.
Derhal çamaşırhaneye gelen Ateş ve adamları ile Sırrı ve adamları
arasında şiddetli bir çatışma olur..Özgür ve diğerleri saklanarak bu
çatışmadan kurtulurlar. Onların dışındaki herkes ölür. Ortalık
sakinleştikten sonra dışarı çıkarlar.
Olay bitmiştir. Sabahleyin herkesin Eyüp Sultan’a gidip tövbe ettiğini
görürüz. Herkes gizli bir suçluluk psikolojisi içindedir.. Kimse
kimsenin suratına bakamaz..Herkes sessizce dağılır.
Tayfun,
olay anında sakladığı masanın parasını Özgür’e verir.. Evdeki
cesetleri zaten Sırrı’nın adamları götürmüştür. Özgür’e o parayla evi
onartmak kalır.
Anne ve Babası döndüğü zaman bambaşka
bir Özgür’le karşılaşırlar.Uyuşturucuyu bırakmış,ailesini ve
sevgilisini seven, hayata daha bağlanmış bir Özgür..
Ancak onları yine de son bir sürpriz beklemektedir.